Temmuz 14, 2017

Hayatın Kıyısında | Kitap Yorum


Hayatın KıyısındaYaşamayı, ölmek isteyen bir çocuktan öğrenen bir kızın hikâyesi…
Ölümü büyüleyici bulan Theodore Finch sık sık kendini öldürebileceği yöntemler düşünür ancak her seferinde, küçücük bir güzellik bile ona engel olur.
Violet Markey ise yaşadığı kasabadan ve ablasının ölümünün yarattığı dayanılmaz acıdan kaçmak için mezuniyetine kalan günleri sayarak geleceği dört gözle beklemektedir.
Finch ve Violet okullarındaki çan kulesinin tepesinde karşılaştıklarında kimin kimi kurtardığı belirsizdir. Bu tuhaf ikili, bir proje ödevinde eşleştiklerinde yol onları nereye götürürse; tıpkı hayat gibi büyük, küçük, tuhaf, güzel, çirkin, şaşırtıcı yerlere giderler. Kısa süre sonra, Finch yalnızca Violet'layken kendi olabildiğini; tuhaf, eğlenceli, hayatı doyasıya yaşayabilen ve ucubelikten uzak bir gence dönüştüğünü keşfeder. Violet da yalnızca Finch'leyken günlerin hesabını tutmadan yaşayabilmektedir. Ancak Violet'ın dünyası büyürken Finch'inki küçülmektedir…

Hayatın Kıyısında, ben meydanlarda yokken popüler olmuş, karşıma çıkınca bir okuyayım dedim.
Son zamanlarda, sanıyorum John Green fırtınasından sonra, böyle ergenlerle ve onların dünyalarıyla ilgili kitaplar öne çıkmaya başladı.Ülkemizde özellikle Pegasus yayınlarından çıkıyor, Elanour ve Park, Fangirl gibi.Bu türün belkemiği ergen psikolojini çözebilmiş olmak ve okura kitabın kendinden bir şeyler taşıdığını gösterebilmek.Hayatın Kıyısında'nın ele aldığı konu intihar.Allah'a şükür ülkemizde pek fazla görünmese de çok ütopik olmayan, yaşanan bir şey.
İki ana karakterimiz Finch ve Violet intihar eşiğindeyken tanışıyorlar, bir kulenin tepesinde.İlk bölümde Finch'in Violet'e yaklaşmaya çalışmasını okuyoruz.Finch, bizim lisanımızda ezik olarak tanımlanan onların deyimiyle ucube bir çocuk.Okulda dışlanan tiplerden.Violet ise, tahmin edeceğiniz üzere, popüler ve güzel bir kız.Violet ablasıyla kaza yapmış ve ablasıyla beraber kendinin de bir parçasını kazada kaybetmiş, hayata ve kendini küsmüş, kendi halinde bir kız.
Bu tarz çoğu kitapta karakterler kendi kendilerini ezerler, ezik olduklarını kabullenirler ve genelde bir iki arkadaşları olur sonra biri gelip karaktere aşık olur.Peri masalına dönüşen roman karakterlerin romantik konuşma klişeleriyle sona erer.Bu kitap öyle değil çünkü Finch müthiş güçlü bir karakter.İnanın bana, çoğumuzun gençlik hallerinden güçlü.Korkusuz ve cesur.Başka bir kitap olsaydı Finch ucube olduğunu kabullenir, Violet'e aşık olur ama ona adım atamazdı.Sonra bir mucize gerçekleşir ve Violet ona gelirdi.Bizim Finch'imiz öyle değil.O çok çok özel biri.
Kitabın içindeki edebi alıntılar, romantik anlar ve Finch'in hayata bakışı beni çok etkiledi.Finch yaşamayı ilke edinmiş biri, nefes almayı.Hani bir söz var ya "Hayat ne kadar nefes aldığınız değil nefesinizin kesildiği anlardır." Tam olarak öyle.Finch'in umursamazlığı ve cesareti beni kendine hayran bıraktı, uzun zamandır okuduğum en cesur ve ilginç karakterdi.
Violet karakterini o kadar benimseyemedim, benim için ana karakter hep Finch'ti.Violet, dört yüz sayfalık bir karakterdi ama Finch benim için hep var olacak.
Kitabı okumanızı öneriyorum ama benim yaşım on sekiz ve o kafayla yorum yapıyorum unutmayın.Otuz yaşında birinin kitaptan keyif alabileceğini düşünmüyorum, 15 - 22 yaş arası bir kitap bence.
Sevgilerimle.


All The Brıght Place tumblr ile ilgili görsel sonucu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...