Mayıs 27, 2016

Inceleme: Cadı Avcısı - Virginia Boecker


Cadı Avcısı Tenime dağlanarak işlenmiş mühür.XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür.
Ben On Üçüncü Yazıt’ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı.
Korkulması gereken kişi bendim.
“İyi bir fantastik kitapta olması gereken her şey var: kılıçlar, zehir, kara büyü ve ihanet. Eğlenceli, kanınızın çekileceği, macera dolu bir ilk roman.” - April Tucholke, Derin Sularla Şeytan Arasında romanının yazarı
“Ustalıkla ve kıvrak bir zekâyla yazılmış, macera, espri ve sihir yüklü bir fantastik hikâye.” ?Beth Revis, Bir Milyon Güneş ve Evrenin Ötesi romanlarının New York Times çoksatan yazarı
*“Sinematografik anlatımın canlılığıyla, nefes kesici bir macera.” PW
“Boecker çıkış romanındaki anlatım tarzıyla okurun Elizabeth’in sırlarını, endişelerini ve korkularını hissetmesini sağlayarak gerilim dolu bir hava yaratmış… Macera dolu bu kitapta kılıçlar çarpışıyor, canavarlarla savaşılıyor, kara büyü kullanılıyor ve ihanet kol geziyor… Maceranın yanı sıra arkadaşlık ve aşkın da yer aldığı bu hikâye genç edebiyatı fantastik okurlarının nefesini kesecek.” -School Library Journal




EN BÜYÜK DÜŞMANINIZ DÖVÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEY DEĞİL, KORKTUĞUNUZ ŞEYDİR.

Artık siz de alışmışsınızdır, "Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum." cümlelerime.Çoğu yoruma böyle başlıyorum farkındayım; ama Cadı Avcısı'nı okumak aklımın ucundan bile geçmiyordu ta ki kuzenim okumaya başlayıncaya kadar.Şeyma'ya sevgiler :)

Kuzenim okudu, sonra benim "Karanlık Çökünce" projem başladı ve nihayet bu sabah kitabı elime almıştım lakin uykuluydum.Genelde serviste yüz sayfa okumuş olmam gerekir ve doğruyu söylemek gerekirse sayfalar gözümde büyüyordu ve bitiremeyeceğimi düşünüyordum ki bir yerden sonra kendimi karanlık yerlerde, pastel renkli bir kasabada, dehşet içinde buldum.Yanımda ise Elizabeth vardı ve o da en az benim kadar şaşkındı.Elizabeth bir cadı avcısı ve vatana ihanetle suçlanıyordu üstelik iddialara göre o bir cadıydı.Aslında cadı olan bir cadı avcısı.Kulağa çok ironik gelmiyor mu? Blackwell bunun farkında değildi herhalde; çünkü Elizabeth'i çoktan gözden çıkarmış ve hapishaneye yollamayı kafasına koymuştu.Bir cadı avcısı olarak, hala cadı avcısı sayılır mıydı o arada, Elizabeth cadılara, büyücülere ve yaratıklara ne yapıldığını biliyordu.Onları kendi elleriyle Blackwell'e teslim ediyor ve yakılmalarına tanık oluyordu.Bu sefer izleyici başkaları, mahkum kendisiydi.Ölecekti.Sadece... Tek bir güvence, kaçış yolu... Kurtulmanın tek yolu olarak gördüğü, yıllardır en iyi arkadaşı olan Caleb.Caleb onun cadı avcısı olmasını sağlayan kişiydi ve onun ölmesine engel olurdu değil mi? Gelip onu kurtardı değil mi?

Hayat kısa, gidişat kötüydü.Elizabeth'in nefesi yetmeyebilirdi Caleb'ı beklemeye zira kızımız hasta hasta olmuştu.Ve bir gece ansızın... Yanında bir cesetle... Caleb'ı beklerken, beklenmedik bir silüet belirdi parmaklıkların ardında.Krallığın en tehlikeli, en çok aranılan büyücü Nicholas Perevil.Nicholas'ın Elizabeth'e ihtiyacı vardı.

“Büyü öylece bırakabileceğin bir şey değil. Büyü seni tanımlayan şeydir. Onunla veya onsuz doğarsın. Benle Fifer gibi ondan elde edebileceğin azami faydayı sağlarsın veya görmezden gelirsin. Ama kurtulamazsın.”

Ben bu sayfaları okulda okudum arkadaşlar, 11-C'yi de iliştireyim şuraya, ileride okur duygulanırım.Sık sık bölündü kitap.İlk ders okudum, hızımı alamamıştım, sabahın dokuzunda kitabı yarılamıştım bile.Kitap bekler sınav beklemez arkadaşlar, hayatın gerçekleri.Ben de bu gerçeğe karşı gelmeyerek oturdum üç ders boyunca fizik, matematik falan çalıştım.Sonraki ders döndüğümde büyük bi evdeydim ve yanımda tuhaf tipler vardı.Kıvırcık saçlı tatlı ve dağınık bir çocuk John."Bir dakika, be bunu daha önce görmüştüm!" dediğim George, "Bu kız neden sinir bozucu?" Fifer.Evet, adında bile meymenet yok.

“Diğerlerine seni kaybettiğimi söyleyeceğim.” Sesi sertti ve tonunda nefret ettiği, saklamaya çok uğraştığı tüm duyguları duyabiliyordum. “Yalan söylemiş de olmayacağım.”

Açıkçası kitap tek solukta bitecek bir kitap.Çok sürükleyici ve masal gibi.Aynı zamanda
sinematografik bir yanı var evet, bunu arka kapağa da yazmışlar.Katılıyorum.Harry Potter'la pek aram yok ama ben azıcık, çok az benzettim.Bunu iyi anlamda söylüyorum.

Caleb karakterini en başından beri sevmedim, çok iticiydi.Bu kitabı okuyacaksanız sizi etkilemek istemem ama gerçekten sevmedim.Diğer karakterler oldukça renkliydi ama.16. yüzyıl Avrupa'sında cadıların yakıldığı bir dönemde cadılar ne kadar renkli olabilir ki dediğinizi duyar gibiyim, okuyun anlarsınız.Yazmıştım bunu, pastel renkler.Cıvıl cıvıl bir mavi değil mesela ama pastel bir John.

İşte böyle efenim, önerimdir.

Puanım: 

 Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)
 Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...