Şubat 27, 2016

Sıkı Fıkı - Emma Chase | İnceleme

Selamlar :)
En sevdiğim serilerden birinin üçüncü kitabının yorumuyla karşınızdayım!

Karmakarışık serisi en sevdiğim serilerden biridir.Karakterler olsun, yazarın üslubu olsun ilk okuduğumdan beri severim.
İlk iki kitabı okumayanlar veya hatırlamayanlar için;



 
Sıkı Fıkı, Karmakarışık günlerine geri dönüyor. Fakat bu sefer tavsiyelerde bulunan ve Dee Dee'yle uğraşmak durumunda kalan tabii ki Drew değil, onun en yakın arkadaşı olan Matthew!

Eğer bu hikâyeyi daha önce duyduysanız beni durdurun. Çapkın erkek bir kızla tanışır, ona âşık olur ve tepeden tırnağa değişir. 
Epey güzel bir hikâye, değil mi? Ama bizim hikâyemiz değil. Bizimki çok daha renkli. 
Dee'yle tanıştığım an Dee'nin özel biri olduğunu biliyordum. O ise benim kendisiyle birlikte olup, sonra da onu hayal kırıklığına uğratacak bir erkek olduğumu düşündü. Aksini ispatlamamsa epey vakit aldı. Ama konu sevişme olduğunda epey ikna edici olduğum söylenebilir. 
Bu hikâyenin en güzel yanı sonu değil, o sona nasıl geldiğimiz...



Kitabın çıkacağını duyduğumda kelimenin tam anlamıyla çıldırdım.Facebook'ta arkadaşları etiketledim, kuzenime haber verdim, arkadaşımı aradım vs :D Allah aşkına şu kapağa bakar mısınız? Çok güzel değil mi? Ben bayıldım.

Sonra uyandım.Kapak güzeldi ama diğer kapaklarla alakası yoktu.İsmi sevimliydi ama alakasızdı.Ve konu! Drew yoktu.Tüm bunlarla mutluluk katsayım saniyeler içinde düşünce kitabı gelene kadar aklımdan çıkardım.

Geldiğinde de biraz erteledim, okul sebebiyle.Nihayetinde üç günlük bir süre zarfında okumayı başardım.

Nasıl mıydı? Sıradan ve değişik.Sıradandı, Emma Chase tarzı, ileride ayrıntılı değinecğim.Farklıydı, yine Emma Chase tarzı :D

Emma Chase tarzı dediğim şey, kitap karakterlerinin çok özel olması.Kitap anlatıcıları erkek oluyor ama tek mesele bu değil.Aynı zamanda eğlenceli ve rahat oluyor.Okurken hiç yormuyor.Su gibi okunuyor :) Okuyanlar anlayacaktır.Yazarın kalemiyle henüz tanışmayanlar varsa öneriyorum.Deneyin, konuları size uygunsa seveceksiniz.

          Anı yaşamalıyız; çünkü o anı ne zaman yitirecegimizi bilemeyiz.

Drew'in hikayesinden sonra Matthew'in hikayesine konuk oluyoruz.Matthew'in hayatında gece parti kızı gündüz kimyager çok özel biri var: Dee! Dee güvensiz biri, kitap boyunca Matthew'in Dee'yi elde etme çabasını okuyoruz.

Matthew'i bayağı kılıbık buldum doğrusu.Drew daha güçlü, daha asiydi.Matthew ise hep peşinden koştu.Bu beni ortalarında sıkmaya başladı ._.

Dee ile Kate kıyaslanacak olursa; Dee daha güçlüydü.Daha çılgındı ben sevdim.

Bu serinin en sevdiğim özelliği karakterlerin yaşamını da içeriyor olması.Öyle yok faturaları ödedim yok alışveriş yaptım tarzı değil.Drew olsun, Kate olsun, Matthew olsun hepsi iş hayatında bir canavar ve bu beni çok heyecanlandırıyor *-* Mesela Karmakarışık'ta onların iş hallerini okurken aşırı sevmiştim.

           Aya nişan al, tutturamazsan bile en azından kendini yıldızlarda bulursun. 

İlk iki kitap kadar çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim.
Onları okuyun pişman olmazsınız *-*
Dersaneye yetişmeliyim, yeter bu kadar bence :) Görüşmek üzere!



3 yorum:

  1. Güzel paylaşımın için teşekkürler bu arada kitap kapağı cidden çok iyi ♥

    YanıtlaSil
  2. Ahhhh o kapak. Görür görmez aşık etti kendine beni *-* Serideki en favorim bu kitap oldu. Ben tam bir Matthew hastası oldum. Dee de harikaydı. Diğer şahıs mı? Valla onun olduğu her sahne benim için sinir krizi demek. Zaten ilk kitapta gıcık etti beni, 2. kitapta nefretim tescillendi kendisine karşı. Sevmedim, sevmeyeceğim onu.

    YanıtlaSil
  3. Ahhhh o kapak. Görür görmez aşık etti kendine beni *-* Serideki en favorim bu kitap oldu. Ben tam bir Matthew hastası oldum. Dee de harikaydı. Diğer şahıs mı? Valla onun olduğu her sahne benim için sinir krizi demek. Zaten ilk kitapta gıcık etti beni, 2. kitapta nefretim tescillendi kendisine karşı. Sevmedim, sevmeyeceğim onu.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...